← Back Solivagant - Ch. 1.0

Gökyüzü gri, rüzgâr sessizdi. Düz ağaçlık arazi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hareketlenmeye başlamıştı. Canavarların ayak sesleri uzaktan duyulmaya başlamıştı bile. Her sabah aynı şey, aynı mücadele.

İnsanlar toplandı. Kimileri sopalarını, kimileri kılıçlarını sımsıkı kavradı. Bugünkü savaşın nasıl geçeceğini kimse bilmiyordu; bilinen tek şey, canavarların asla tükenmediğiydi.


Elira, kalabalığın önünde duruyordu. Yeşil gözleri, her zamanki gibi cesaretle parlıyordu. Uzun, sert sopası omzunda duruyordu. Sanki dünyadaki tüm umut o sopaya yüklenmişti. İncecik beline rağmen kasları belirgin, vücudu zorluklara meydan okuyan bir sağlamlığa sahipti. Gözleri kalabalığın arasında dolanırken, bir anlığına göz bebekleri büyüdü. İnsanlar onun yanında kendilerini güvende hissediyordu; Elira’nın neşesi bulaşıcıydı.


Ama o kalabalığın içinde başka bir çift göz vardı: Kaela. Simsiyah gözleri, yüzüne düşen koyu renkli saçlarının arasından zorla görünüyordu. Gözaltındaki yorgunluk izleri ve vücudundaki dövüş yaraları, Kaela’nın yaşadığı iç savaşın izleriydi. Elira’nın aksine, Kaela’nın sopası yoktu; onun silahı, yıllarca öğrendiği taekwando ve kick bokstu.Tüm dövüş sporlarına az buz hakimdi ama en ağırlıklı bunlardı.


Kaela’nın içinden bir ses her sabah aynı şeyi fısıldıyordu: “Neden hâlâ savaşıyorsun?”

Ama yine de oradaydı.

Elira, kalabalığa dönüp güçlü sesiyle seslendi:

“Bu sabah da buradayız! Birbirimizi korumak için, hayatta kalmak için. Kimse yalnız değil!”

Bir anda kalabalıkta bir kıpırtı oldu. Herkes silahlarını kaldırdı ve Elira’nın sözlerine karşılık verdi. Ancak Kaela’nın sesi çıkmadı. Onun savaş meydanında olması, bir cevap vermekten daha zordu.


İlk canavarlar ağaçların arasından belirdi. Devasa pençeler, keskin dişler… Elira ileri atıldı, sopası havada dans ederken çevresindeki canavarları yere seriyordu. Kaela ise arka safta, gelen ilk saldırıyı savuşturduktan sonra rakibini tek bir hamleyle devirdi. Her hareketi mükemmeldi ama gözlerindeki boşluk, o mükemmelliği gölgeliyordu.


Savaş sürerken Kaela’nın zihninde yankılanan düşünce daha da yükseldi: “Neden hâlâ buradayım?”


← Prev Chapter Next Chapter →